6 günde 7 Avrupa ülkesi gezdiğimiz (ya da belki de daha doğrusu gördüğümüz) turumuzun şehirlerini anlatmaya devam ediyorum. Kimileri çok eleştirdi bu yazıyı, 6 günde bir şehir bile zor gezilir, bırakın 7 ülkeyi diyerekten. Hakları var belki de. Hiçbirini sindire sindire gezemiyorsunuz tabi. Önceden program yaparak gezilecek yerleri çıkartıyorsunuz ve sadece oraları görebiliyorsunuz. Bu nedenle bu yaptığımız gezmek mi oluyor görmek mi orasını sizlerin yorumlarına bırakıyorum. Herkesin seyahat tarzı farklıdır. Sahi siz nasıl seyahatleri tercih edersiniz ? Haydi yorum bırakın 😉
Sıradaki durağımız Avusturya’nın Salzburg şehri. Kaldığımız otel zaten Salzburg’a yaklaşık 70 km uzaklıkta St. Johann isimli bir köydeydi. Sabah kalktığımızda Alpler’in o mis gibi havasını içimize çekiyorduk, kış olduğu için karlarla örtülmüş dağların manzarası da muazzamdı. Alpler, kış tatili için güzel bir seçenek.

Salzburg yollarında manzaralar

 

 

Otelimizde kahvaltı olmadığı için her daim yollarda, otobanda orda burda kahvaltı edecek bir yer bulmak durumunda kalıyorduk. Çoğu zaman fazla acıktığımızdan soluğu Mc Donald’s da alıyorduk 🙂

 

Mc Donald’s da kahvaltı

Salzburg, Viyana‘ya yaklaşık 295 km uzaklıkta. Trenle yolculuk ederek 4 saatte varabilirsiniz.

Hemen hemen tüm Avrupa şehirlerinden aşina olduğumuz üzere, bu şehrin de ortasından bir nehir geçiyor: Salzach.
Salzburg’a varınca arabamızı bir otoparka bırakarak şehri gezmeye koyulduk. (Yurt dışında araba kiralayarak gezmenin de böyle bir sorunu var, her gittiğiniz yerde şehir merkezinde bir otopark bulmalısınız.) 

Başlangıç noktamız güzelim Mirabell Sarayı ve bahçeleri.
Mirabell Sarayı
Mirabell Sarayı, 1606 yılında Prens Wolf Dietrich Raitenau tarafından metresi için yaptırılmış 🙂 
Saray ziyarete açık olmadığı için gezilemiyor ancak bahçenin içerisinde gezinmek bile insanı yeterince büyülüyor. Şu düzenin, renklerin ahengine bakar mısınız ? Müthiş! Burada düğün fotoğrafları çektirmek de eminim inanılmaz güzel olurdu. 
Mirabell bahçeleri

 

Bildiğiniz üzere Salzburg, Mozart‘ın doğduğu şehir. Yaşama gözlerini açtığı evi bugün bir müze olarak Getreidegasse’de ziyaretçilerini bekliyor. Biz fazla vaktimiz olmadığı için gezemedik ancak en azından birkaç gün Salzburg’da kalıyor olsaydım kesinlikle uğramak ve Mozart’a doymak isterdim. 

Mozart’ın evi


Getreidegasse, Salzburg’un en ünlü ve işlek caddesi. Ünlü Cafe Mozart da burada yer alıyor.

Getreidegasse


Sonraki durağımız Bürgerspitalgasse‘de yer alan oyuncak müzesi! Bu benim gezdiğim ilk oyuncak müzesi, o yüzden resmen çocuklar gibi şen ve mutluydum 🙂 (Evet, utanarak söylüyorum o kadar mutlu olmama rağmen İstanbul’daki oyuncak müzesini hala gezmiş değilim)

 
Oyuncak müzesi
İçerisi çeşit çeşit retro oyuncaklarla dolu idi. Bayıldım bayıldım!
Salzburg’un ara sokakları da çok şirin.
Bizim gezdiğimiz yerler bu kadarcık. Bir de akşam yemeği ve akşam üstü bira keyfi var.
Herkes Salzburg’un çok depresif bir şehir olduğunu iddia eder. Bana göre bu konuda diğer Avrupa şehirlerinden bir farkı yok. Belki de ben biraz da kasvet sevdiğim içindir 🙂 
Siz gezdiniz mi Salzburg’u ? Merak ettim, bu konuda düşünceleriniz neler ? 🙂